Öne Çıkanlar sodexo geçen marketler öğretmen sitesi kayseri haberleri kurbanlıklar bu yıl ne kadar öğrenci kavgası

Bu haber kez okundu.

Yargıtay Başkanından İnce Mesaj! YÜCE DİVAN GÖREVİ BİZE VERİLSİN!
 Yargıtay Başkanı İsmail Rüştü Cirit, "Yargıtayın yıllardan beri baktığı davalardan edindiği deneyim, zengin içtihat birikimi, üyelerin yetişme biçimleri dikkate alındığında Yüce Divan görevinin Yargıtaya verilmesi uygun olacaktır" dedi.

Cirit, yeni adli yılın açılışı dolayısıyla Yargıtay Birinci  Başkanlığınca Rixos Otel'de düzenlenen törende konuştu. Bireysel başvuru ile temel insan hak ve özgürlüklerinin olay bazında  belirlenmesi, ihlal edilen hakkın onarılması ve gerekli önlemlerin alınması için  Anayasa Mahkemesine yetki verildiğini hatırlatan Cirit, bunun yüksek mahkeme  başta olmak üzere mahkeme kararlarına yönelik bir denetim mekanizması olmadığını  söyledi. 
 
Yüksek mahkemelerin birbiriyle aynı seviyede olduğunun altını çizen  Cirit, bu denkliğin bozulmasının hukuki güvenliği sağlamak bir tarafa, yaratılan  karmaşa dolayısıyla hukuka duyulan güven ve inancı zedeleyeceğini kaydetti. Yargı birliği sistemini kabul eden ülkelerde tek bir yüksek mahkeme  varken, Türkiye'de birden fazla yüksek mahkeme bulunduğunu dile getiren Cirit,  6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanunla  getirilen bazı hükümlerin eşitler arasında eşitsizlik doğurduğu gerekçesiyle  meslek mensupları ve yargı çalışanları arasında rahatsızlık doğurduğunu bildirdi. Ceza hukukunun, diğer hukuk dalları gibi kendine özgü kavram ve  müesseseleri bulunan bir alan olduğunu belirten Cirit, "Yargıtayın yıllardan beri  baktığı davalardan edindiği deneyim, zengin içtihat birikimi, üyelerin yetişme  biçimleri dikkate alındığında Yüce Divan görevinin Yargıtaya verilmesi uygun  olacaktır" diye konuştu. 
 
HAKİM VE SAVCILARIN TUTUKLANMASI, CEMAAT YORUMU...
 
"Hukuk devletinin, yargı da dahil her üç egemenlik erkinin de hesap  verebildiği, hukuk içinde herkesten hesap sorulabildiği bir düzenin" adı olduğunu  vurgulayan Cirit, şöyle devam etti: 
 
"Elbette hakim ve cumhuriyet savcılarının tutuklanması, adli ve idari  soruşturmalara uğraması, görevden el çektirilmesi veya başkaca disiplin  tedbirlerine muhatap olması, bir hukuk devleti için iftihar tablosu olamaz. Ancak  her türlü cemaat-cemiyet çıkarının toplum çıkarının yerine ikame edilmesinin,  hukukun bireysel veya grupsal ihtiraslara feda edilmesinin de hiçbir mazereti,  açıklaması olamaz. Bazı üzücü gelişmelerin, bu çerçevede bir sebep olmaktan çok,  sonuç olduğunu unutmamak gerekmektedir. 
 
Adil bir yargılamayla gerçeklerin aydınlatılması en tabii ve en büyük  beklentimizdir. Her devlet gibi Türkiye Cumhuriyeti'nin de bağımsız ve egemen bir  devlet olarak varlığını sürdürmesi için kendisine yönelen tehditlere karşı  mücadele etme hakkı vardır. Hiç şüphe yok ki yürütülen mücadelenin hem iç hukuka  hem de hukukun genel ilkeleri ile insan haklarına uygun olması gerekir. 
 
Son yıllarda, Gündemin ön sıralarında yer alan davalarda temel  kurallara aykırı şekilde yapılan adli işlemler, Türk kamuoyunu ciddi şekilde  meşgul etmiş ve uluslararası alanda da bunun yansımaları olmuştur. Hukuka aykırı  işlemlerin hedefi olan gazetecilerin, siyasetçilerin, hakim ve cumhuriyet  savcılarının, bürokratların ve kritik noktalardaki silahlı kuvvetler mensupları  ile emniyet görevlilerinin toplum ve devlet hayatı açısından taşıdıkları önem  dikkate alındığında, söz konusu ihlallerin adalet sisteminin rutin işleyişinden  kaynaklanan münferit hatalardan ayrı bir şekilde değerlendirilmesi gerekir.  Tespitlerimiz, bazı uluslararası kuruluşların saygıdeğer yetkililerinin görüşleri  ile örtüşmeyebilir. Ancak, hakim ve cumhuriyet savcılarına ilişkin açıklama yapma  hakkını kendinde görenlerin, bir hukukçuya yakışır şekilde olayları kuşkuyla  süzmesi, ön yargısız olması, delillere odaklanması ve tarafsız davranması  gerekir." 
 
TOPLUMSAL BARIŞ ZEDELENDİ
 
Başkan Cirit, sahte belge ve dijital delil üretilmesi, gizli tanıklık,  yasa dışı dinleme ve teknik takip gibi koruma tedbirlerinin, son yıllarda Türk  kamuoyunun ve hukukçuların neredeyse birinci gündem maddesi olduğunu, hukuki  güvenlik ve toplumsal barışın ciddi şekilde zedelendiğini söyledi. 
 
Bu şekilde, çok sayıda ve iç hukukun en temel kuralları çiğnenerek  yapılan adli işlemlerin, başta ifade özgürlüğü, adil yargılanma hakkı olmak üzere  temel insan haklarını ihlal ettiğinin, Türk mahkemelerinin yanında Avrupa İnsan  Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından da belirlendiğine işaret eden Cirit, "Söz  konusu uluslararası kuruluşların, bu özel durumlar ve zorluklar ile AİHM'in  ilgili kararlarındaki tespitlere biraz daha odaklanmaları ve soruna bütünsel bir  bakış açısıyla yaklaşmaları halinde değerlendirmelerinin değişebileceğini  düşünüyorum. Diogenes'in belirttiği gibi (Gerçeğin mumunu kimse söndüremez, eğer  buna cesaret ederse ya sakalı ya bıyığı yanar)" şeklinde konuştu. 
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.