Öne Çıkanlar ak parti magazin haber bülent arınç rihanna kimdir tem otoyolu

Bu haber kez okundu.

Mars'tan Gelmişim Gibi Baktılar

 Geçtiğimiz günlerde kardeşi Ravza Kavakçı’nın milletvekili olarak meclise girmesi ve başörtülü olarak yemin etmesiyle yeniden gündeme gelen Merve Kavakçı çok özel açıklamalar yaptı. 



Başörtüsü adına verdiği mücadeleyle 90’lı yıllarda tüm dikkatleri üzerine çeken ve Türkiye’nin gündemine oturan Merve Kavakçı, Sa’y Dergisi’ne konuştu. 



Kardeşi Ravza Kavakçı’nın siyasete yönelmesinin ardından daha çok akademik kimliği ile ön plana çıkan Merve Kavakçı, siyasi yaşamını, geçmişte ailesinin ne gibi zorluklar yaşadığını, verdiği kararlar yüzünden nasıl bedeller ödediğini ve Türkiye’yi neden terk ettiğini Sa’y Dergisi’ne açıkladı. 



“Çocukluk yıllarımdayken büyüdüğümde yaşayacak olduğum hayatı bilseydim eminim ki çok ürkerdim. Hatta korkardım belki de.” diyen Merve Kavakçı, siyasete önceden tasarlanmış bir planı olmadan girdiğini söyledi. Süreç içinde ilk başörtülü milletvekili olmasını sağlayacak yola girdikten sonra Türkiye’de tehditler altında yaşadığını belirten Kavakçı, çocuklarıyla beraber Amerika’ya gitmek zorunda kaldığını anlattı. Kavakçı, “Hayatımın yarısından fazlası Amerika’da geçti. Aslında gidişim de çok beklenmedik bir şekilde oldu. Bu gidişin tek nedeni ve tek müsebbibi ise başörtüsü yasağıydı.” dedi. 



“Sahip çıkan birileri olsaydı 1999’da meclise girdiğimde, sanki Mars’tan geliyormuşum gibi bakmazlardı” 



90’lı yıllarda yaşadığı siyasi sorunların 60’lı yıllarda akademisyenlik yapan annesi ve dekan olan babasının da yaşadığını ve kimsenin sahip çıkmadığını anlatan Kavakçı, sözlerine söyle devam etti “Annem benim için bir modeldir. 60’lı yıllarda Türkiye’nin ilk başı örtülü akademisyenlerinden biridir. Ancak, ben babamın kızıyım. Babamın kafası, zihni, hayata bakış açısı ile yol bulmuş biriyim. Annem, 1981’de YÖK’ün yeni gelen Evren dönemindeki düzenlemesiyle, akademisyen olarak başını örtebilseydi ve elinden dersleri alınmasaydı, ‘Ya açacaksın ya bırakacaksın!’ diyerek istifaya zorlandığı zaman birileri ona sahip çıksaydı, belki 1986’da ben tıp fakültesinde de rahat rahat okuyacaktım. Ya da İslami Bilimler Fakültesi’nin dekanı olarak babama rektörün “Bu kız öğrencilerin başını açtıracaksın dekan bey” demesine tepki gösterince babama sahip çıkan birileri olsaydı o zaman başörtüsü yasağı bugünlere gelmezdi. Biz toplumca sorunlarımızı hasıraltı ettiğimiz için bu noktalara geldik. Bütün bunlar belki olmasaydı, 1999’da ben meclise girdiğimde, sanki Mars’tan geliyormuşum gibi bakmazlar ve beni ‘Dışarı!’ diye kovamazlardı.” 



“Türk kadını bana en büyük öfkeyi gösterdi” 



99’da meclise girdiğinde en büyük öfkeyi Türk kadınlarından gördüğünü belirten Merve Kavakçı, Sa’y Dergisi’ne yaptığı özel açıklamada “Tek bir Türk kadını modeli yok. Ağrı’daki de Türk kadını, İzmir’deki de. O nedenle önce hangi Türk kadını diye sormak gerekiyor. Türkiye’deki kadınların çok büyük sorunları var ama bunun yine ne büyük nedeni de diğer Türk kadınları bence. Ben meclise başörtülü seçilmiş bir vekil olarak girdiğim zaman bana karşı yine en büyük öfkeyi Türk kadını göstermiştir. Ve yine o Türk kadınları başörtü yasağının kalkmaması için uğraşmıştır.” şeklinde konuştu. 



İlk olmanın her zaman ağır bedelleri olduğunu anlatan Kavakçı, “Başörtülü bir kadının o zamanlar mecliste olması Türkiye’nin körü körüne batıcı olmak, batının peşinden koşmak projesinin başarısızlığının da ilk kez yüze vurumuydu. Buna karşı getirilmiş büyük bir eleştiriydi. Ayrıca kralın çıplak olduğunun ilk kez bu kadar yüksek sesle söylenmesiydi. Bence rejimin bu denli hırçınlaşmasının sebebi de kendi başarısızlığını görmüş olmasıydı. Başarısızlığı ile gelen müthiş bir öfke oluştu. Öyle bir noktaya ulaşmıştı ki bu öfke, sadece bana karşı değildi. Başörtülü tüm kadınlara, benim gibi görünenlere, Müslüman kitlenin tamamına ve hatta adı Merve olanlara...” dedi. 



“Her alanda olması gerektiği kadar başörtülü kadın yok” 



Başörtülü kadınların olması gerektiği her alandan çok daha geride olduğunu belirten Kavakçı, “Başörtülü kadın zayıftır diye bir cümle kurmak istemiyorum. Mesela sanatta olması gerektiği kadar başörtülü kadın yok. Bu ülkede başörtülü olduğu için resimleri sergilenmeyen, resim atölyesi açamayanlar var. Müslüman kadınların her yerde var olması gerekiyor. 



Geldiğimiz noktada ise aslında hayal dahi edemediğimiz özgür bir ortama beklediğimden çok daha erken bir zamanda ulaştığımızı düşünmüyorum. Ancak bununla gelen bir rahatlık, rehavet ve yozlaşma döneminin de içine giriyoruz. O da yeni bir imtihan rüzgarını gösteriyor bize.” açıklamasını yaptı.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.