Öne Çıkanlar Sandra Bullock foto iş makinası yaşar tüzün Alkmaar Zaanstreek Seçmen Numaram Ne

Bu haber kez okundu.

İşte Bilinmeyenleriyle Süleyman Demirel! Uyandım İktidar Olmusuz!

 27 Mayıs 1960 darbesiyle birlikte DP iktidarının dönemi kapanıyor, bu arada DSİ Genel Müdürü Süleyman Demirel de görevden alınıyordu. Demirel, 1960-1961 yılları arasında askerlik görevini yaptı. 1962’de de, DP’nin yerine kurulan Adalet Partisi Genel İdare Kurulu’na en çok oyla seçilen üye, ardından da Genel Başkan Yardımcısı oldu.

Demirel, 1963 yılında parti içinde yaşanan bazı olaylar nedeniyle siyasete ara verdi.


ŞAPKASINI ALIP GİTTİ DİYENLER NEREDEYDİ?


Bunun üzerine, parti içindeki rakipleri Demirel’i eleştirirken, “Şapkasını alıp gitti” şeklinde alaycı bir ifade kullanmaya başladı. Süleyman Demirel, ileriki yıllarda karşısına sıkça çıkacak olan “Niçin şapkanızı alıp gittiniz?” sorusu üzerine, 7 Mayıs 1991’de, Çukurova Üniversitesi’ni ziyareti sırasında şu cevabı veriyordu: “Ben, şapkamı alıp gittim de, Parlamento gitmedi mi? Üniversiteler, Anayasa Mahkemeleri kaldı mı? Rejim de şapkayı alıp gitti. ‘Sen şapkanı alıp gittin’ diyenler, o zaman neredeydi?
AP’nin, seçimle gelen ilk Genel İdare Kurulu’nda görev aldım. Teşkilat Başkanı oldum. Fakat bir rahat, bir ahenkli çalışma ortamı oluşmadı. Ahenksizliği, benden rahatsız olundu manasına aldım. Genel Başkan rahmetli Ragıp Gümüşpala, benim, kendisini bir kenara itip, genel başkan yapılacağım gibi bir endişeye sahipti. Bir rahatsızlık oldu. Rahmetli Gümüşpala, bir aziz adamdı ama onu rahat bırakmadılar. Parti içinde hizipler vardı. Aslında, asker olmasam, o kuruluşun başında ben olurdum. Yani, AP’nin kuruluşunu, ben yapardım. Fakat asker olmam, buna mani idi. Hadisenin arkasında, bütün gövdemle, gönlümle ve kafamla olduğumu herkes biliyordu.”

Başbakanlık koltuğunda ilk gün


İDAMLAR OLMASA SİYASETE GİRMEZDİM


Süleyman Demirel, AP Genel Başkanı Ragıp Gümüşpala’nın 6 Haziran 1964’te vefat etmesi üzerine tekrar siyasete davet edildi. 28 Kasım 1964’te yapılan AP 2. Büyük Kongresi’nde 1072 oyla genel başkanlığa seçildi. Rakiplerinden Sadettin Bilgiç 562, Tekin Arıburun ise 39 oy almıştı.
Demirel, AP Genel Başkanlığı’na getirilişini anlatırken, “Siyasete atılmadım, itildim. Adnan Menderes idam edilmeseydi, siyasete girmezdim” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyordu:
“Benim için siyaset, ülkeye manevi, maddi moral bakımından hizmetin bir adıdır. Tabii ki siyaset, başlı başına bir sanattır; okulu yoktur, kitabı yoktur. Zamanla öğrenilir. Kişinin şahsi kabiliyetine bağlıdır. İnsanları sevebilmek, kolay bir şey değildir. Çünkü, siyasetin içinde düş kırıklığı vardır, inkisarlar vardır. Düş kırıklıkları meydana geldiği vakit, insanlardan kopmamak lazımdır, insanlara küsmemek lazımdır.”


İLK SİYASİ SINAVINDA İNÖNÜ’YÜ DÜŞÜRDÜ


Demirel, Adalet Partisi Genel Başkanı seçildikten hemen sonra, siyasette satranç oyununa çok hızlı bir şekilde girecek ve kısa sürede ustalık sınavı verecekti. İktidarda, Türkiye’nin 2. Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı İsmet İnönü’nün bağımsızlarla kurduğu hükümet vardı. 
AP lideri Demirel, önce hükümeti kontrolü altına almak, daha sonra da genel seçimlere gitmek konusunda hedef belirledi. İnönü koalisyonuna karşı yeni bir siyasi oluşum hazırlayan Demirel, Parlamento’daki Yeni Türkiye Partisi ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi kadrolarını AP çatısı altında topladı. İlk hedefi, 1965 yılı bütçesinin Millet Meclisi’nde oylanması sırasında, hükümeti düşürmekti. Bunu da başardı.
Sıra, yeni hükümetin kurulmasına gelmişti. Önce kendisine kontenjan senatörlüğü teklif edildi. Demirel, bu teklife, “Seçilmeden Meclis’e girmem” cevabını verdi. Ardından da Parlamento’dan yeni bir başbakan adayı bulundu. Bu kişi, Kontenjan Senatörü Suat Hayri Ürgüplü idi.


KIRAT, TÜRKİYE’NİN RUTİNİNİ DEĞİŞTİRDİ


Ürgüplü Hükümeti kuruldu. Bu oluşumu, bizzat AP lideri Demirel yapmıştı. Kendisi de Başbakan Yardımcılığı görevini üstlendi. Bundan sonraki büyük hedefi ise 10 Ekim 1965 Pazar günü yapılacak olan milletvekilleri genel seçimleriydi. Türkiye, seçim gününü yakaladı. 
Nazmiye Hanım’la birlikte Ankara’da sandık başına gitti, oyunu kullandı. 
Sonrasını, kendisinden dinleyelim: 
“10 Ekim 1965 gecesi çok yorgundum. Sesim kısılmıştı. Gözlerim falan da... Eşime, şunları söyledim: ‘Biz, üzerimize düşeni yaptık. Artık söz bize ait değil.’ Sonuçları biraz takip ettim. Gece saat 11’de yattım. Sabah 07.30’da uyandım. Başucumda radyo vardı. Radyoyu açtım, ‘AP seçimi kazandı’ diyordu. İktidar olmuştuk. İşte o an, omuzlarıma büyük bir yükün yüklendiğini hissettim.”
Seçim tablosu kısa sürede ortaya çıktı. Sandık başına, seçmenlerin yüzde 71’i gitmiş, oyların yüzde 53’ü AP’ye verilmişti. Bu bir rekordu. Henüz 4 yaşındaki parti, Millet Meclisi’nde 240 sandalye kazanıyor ve tek başına iktidar oluyordu.
İsmet Paşa liderliğindeki CHP ise oyların yüzde 28.7’sini alıyor, Millet Meclisi’nde 130 sandalye elde ediyordu. Kısacası, Kırat Türkiye’nin rutinini değiştirdi, onunla iktidar olduk.”

Kaderin cilvesi: Kenan Evren askerde komutanıydı


Kol saatini 2‘nciye verdi


27 Mayıs 1960 Darbesi’nin yaşandığı gün, DSİ Genel Müdürü Süleyman Demirel, İspanya’nın başkenti Madrid’deki Uluslararası Enerji Kongresi’nde Türkiye’yi temsil ediyordu. Darbe haberini alınca, askeri yönetimin Bayındırlık Bakanı’na bir telgraf çekerek, Madrid’de bulunma nedenini anlatıyor, “Kongreye devam edip etmemem konusunda talimatınızı bekliyorum” diyordu. Ankara’dan gelen telgrafta, “Kongreyi izleyiniz” cevabı vardı. 
Demirel, uluslararası kongrenin bitimini takiben Ankara’ya döndü. Kavaklıdere Buğday Sokak’taki konutuna ertesi sabah gelen askeri inzibatlar, “Sizi Merkez Komutanlığı’na götüreceğiz” dediler. Demirel, görevli askerlerle birlikte Ulus’taki Merkez Komutanlığı’na gitti. Kendisine, “Asker kaçağısın” dediler. Oysa, askerlik tecili, devrin Başbakanı Adnan Menderes’in emri ile Milli Savunma Bakanlığı Müsteşarı General Fahri Özdilek tarafından yapılmıştı. Bu tecile rağmen, Süleyman Demirel, askeri mahkemeye sevk edildi, ardından da beraat edip kıtasına gönderildi.

 


Süleyman Demirel’in 12 Temmuz 1960’ta silah altına alındığı kıta, Ankara’daki Ordu Donatım Yedek Subay Okulu’ydu. Demirel, birliğine geç intikal etmiş olmasına rağmen, öğrenciler arasında devre birincisi oldu. Okul Komutanlığı’na, -kendisini 12 Eylül 1980 darbesiyle hükümetten düşürecek olan- Kurmay Albay Kenan Evren vekâlet ediyordu. Demirel, birincilik ödülü olan altın kol saatini hak etmişti. Ancak, Okul Komutanı Evren, DP iktidarının DSİ Genel Müdürü olduğu için Demirel’in birincilik ödülünü ikinciye verdi. 
Asteğmen Süleyman Demirel ise Silahlı Kuvvetler’den bir altın kol saati alacaklısı olarak kaldı.

 

 - 28 Kasım 1964’te AP 2. Büyük Kongresi’nde Genel Başkan seçilen Süleyman Demirel’i partililer coşkuyla kutlarken, en büyük moral desteği eşi Nazmiye Hanım’dan almıştı. O destek, Nazmiye Demirel’in yaşamı boyunca da sürecekti. Süleyman Demirel, eşinin bu desteğini şöyle anlatıyordu: “80 yıllık ömrün faydalı 50 yılında ‘Büyük Türkiye davası’ için ülkemiz ve milletimizin hizmetinde olduk. Bu hizmetleri görürken, gecesi-gündüzü olmayan, kendisine ayıracak saati olmayan günler geçirmişizdir. Bu dönemde, eşim Nazmiye Demirel’den daima büyük özveri ve destek gördüm.”

Ve Adalet Partisi Genel Başkanı Süleyman Demirel’in, Başbakanlık görevine başladığı ilk gün anısı... Ankara, 27 Ekim 1965 Çarşamba. Yarım asırdan fazla sürecek olan siyasi serüven esas şimdi başlıyordu.


Elektriğin gomünisti olur mu!


- SÜLEYMAN Demirel, “Yollar yürümekle aşınmaz”, “Benzin vardı da biz mi içtik”, “Ege bir Türk gölü değildir. Ege bir Yunan gölü de değildir. Ege zaten bir göl değildir”, “Dün dündür, bugün bugündür”, “Türkiye yönetilmez, idare edilir” gibi çok bilinen sözlerinin yanı sıra, şu veciz sözlerin de sahibiydi:

- Meşruiyet içinde çare tükenmez.

- Elektriğin gomünisti (komünist) olur mu? Elektrik girmeyen yere, medeniyet girmez.

- Daima toplumsal meşruiyeti aradım.

- Ben, hukukun genel prensiplerinin adamıyım.

- Siyaset, hür ve medeni insanların işidir.

- Türkiye’de iktidar olmak, rodeoya benzer, at üstünde durmak, sanattır.

- Siyasette mucize yoktur; çalışan kazanır.

- Bizim dükkânımızda, başarısızlık satılmaz. Biz, çare müessesesiyiz.

- ABD’de mazeret beyan etmemeyi öğrendim.

- Berlin Duvarı’nı yıkan ideoloji değil, ekonomidir.

 

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.